Hamilelik Rotating Header Image

Hamile Babalar

Hamile Babalar

Hamile Babalar

Geri dönüp hamilelik sırasında yaşadıklarımı düşününce, benim de hamile olduğumu farketmemin epey zaman aldığmı fark ettim. Bendeki değişiklikler esimdeki değişikliklere göre çok daha belirsiz ama inkâr edemeyeceğim kadar da gerçektiler. Sanırım haberi aldığım andan itibaren baba olmaya başladım. Bu yolculukta kendi başıma olduğumu biliyordum. Sanırım, hâlâ da öyleyim. Artık bir babayım ve öyle ya da böyle, bir daha asla eskisi gibi olmayacağım.

Hamilelik, özellikle ilk hamilelik, bir kadında ciddi değişiklikler yaratır. Fiziksel olarak küçük “tekmeler” ve “sancılar” hissedebilir, kavramsal olarak ise, kendini yeni bir yaşamm taşıyıcısı, türün devamını sağlayan aracı gibi görmeye başlayabilir. Bunlar karşısında, anneliğe geçiş sürecine hazırlanmaya başlar.
Bir süre sonra deneyimlerini onunla paylaşmak isteyen her yaştan anne, yeni anne adayına hamileliğin nasıl gittiğini sorar ve, duygusal destek verirler. Tanımadığı kişiler bile doğum öncesi sağlıklı bakımı, doğum eğirimi kursları ve okunması gereken kitaplar hakkında tavsiyelerde bulunur. Anne adayı kısa sürede bedeninin ve kimliğinin gerçekten değiştiği duygusunun yanı sıra, bitkinlikten mide bulantısına kadar değişen rahatsızlıklar yaşayacağını; ruh halinde iniş çıkışlar olacağını, kendisini endişeli ve incinmiş hissedeceğini de öğrenir. Eşi de ondaki bu değişikliklerin anneliğe doğru dönüşümün önemli bir parçası olduğunu düşünerek, bunları doğal karşılar.
Kadının hamileliği tam olarak benimsemesi birkaç etkene dayanır; dostlarından ve ailesinden aldığı tepkilere ve gördüğü desteğe, genel sağlık durumuna ve anne olmaya ilişkin duygularma. Ne kadar farklı ve zor görünse de deneyimlerinin bir çoğunun diğer insanlar arasında rahatça tartışıldığını ve onaylandığını bilmek onu rahatlatacaktır.
Peki ya müstakbel baba? Ona neler oluyor? O nasıl bir deneyim yaşıyor? Onun ihtiyaçları neler? Bu tablodaki yeri neresi?

Hamile Bir Babanın İtirafları
Eğer mezuniyet dönemimdeki kürsü başkanı, bazı hastalarım ve dostlarım olmasaydı, ilk çocuğumun doğumundan önce bu sorulara ilgi gösterir miydim, bilmiyorum. Bir akşam, erkek hastalardan oluşan bir grupla birlikteyken yorgun ve gergin olduğumu hatırlıyorum. Odanın karşı tarafında oturan Bili “aklımın başka yerlerde olduğunu”, iki küçük çocuk babası Tom da, her zamankinden daha az enerjik göründüğümü söyledi. Hamilelik yüzünden stres altında olup olmadığımı sordu ve “Baba olmak adamdan çok şey götürür” dedi.
Her iki yorum da beni hazırlıksız yakalamıştı. Daha önce yalnızca hamile olan esimdeki değişikliklerin ilgimi çektiğinin hatta bazen beni çok şaşırttığının far-kındaydım. Hamileliğin beni de etkiliyor olabileceği hiç aklımdan geçmemişti! Hamileliğin bende gerginlik yaratması olasılığı akla yakm gelmiyordu. Herşey bir yana, hamile olan esimdi. Tüm değişiklikleri geçiren oydu. Benim için herşey “her zamanki gibi”ydi, ya da ben öyle sanıyordum,.
O akşam eve dönerken, Tom’un söyledikleri aklıma geldi. Teşhis konmuştu: ebeveynliğe uyum sağlarken sorunlar yaşayabilirdim; zayıf olmanınsa savunulacak bir tarafı yoktu, bana hamilelik konusunda telaşlanma hakkı bile tanınmıştı. Tom’un, grubun geri kalanıyla birlik içindeki bu tezi beni duygulandırdı ve olayın içyüzüne bakmam için beni harekete geçirdi.
Kısa bir süre sonra şunu farkettim ki, hamileliğimiz beş ay önce tespit edildiği halde, ben kendi hamilelik deneyimlerimin ancak şimdi farkına varabiliyordum. Ebeveyn olacağımın herkes tarafından kabul edilmesi ve ilgi çekmesi hoşuma gidiyordu. Yalnız başıma önemli ve belki de zor bir geçiş dönemi içinde olduğumu görmeye başlıyordum: Ben baba oluyordum.
Bunları farketmenin heyecanıyla, kalkanlarımı indirdim. Baba olmaya ilişkin düşünce ve duygulanma daha fazla dikkat etmeye başladım. Etrafımda özellikle eşimde ve ilişkimizde meydana gelen değişikliklere karşı tepkilerimde daha duyarlı hale gelmiştim.

Önceki aylara dönüp baktığımda, biraz dostlarımdan koptuğumu, her zamankinden daha az sosyal olduğumu ve işime konsantre olmakta zorluk çektiğimi gördüm. Evde gece geç saatlere kadar oturup, eski filmleri seyretme ve abur cubur yeme alışkanlığı edinmiştim. Ayrıca normal halime göre daha sinirli ve kararsız, en ufak olayda şikayet eden ve çeşitli taleplerde bulunan biri olmuştum. Eşimin tüm ilgiyi üzerinde toplamasını ve doğmamış çocuğumuzun içinde hareket ettiğini hissedebilme becerisini biraz kıskandığımı, istemeyerek de olsa, kendime itiraf ettim. Bazen onun varlığı sinirimi bozuyor ve ruhumu daraltıyordu, o zaman yalnız kalmak istiyordum; kendimi huzursuz ve melankolik hissettiğim zamanlarda ise eşimi yanımda istiyordum.
Haftalar geçtikçe, çocuğuma ve aileme karşı olan sorumluluklarım üzerinde odaklanmaya başladım. Eğilimlerimi ve tavırlarımı sorguladım; Neden baba olmak istedim? Buna hazır mıydım? Herşeyi sağlayabilecek miydim? Bazen “keşke hamileliği işimde daha iyi bir yere gelene kadar ya da ayaklarımızın daha bir yere bastığı ileriki yaşlara erteleseydik” diye düşündüğüm günler oldu. Hamilelik haberi almanın ya da bebeğin hareketlerini hissetmenin beni coşkulandırmaktan uzak olduğunu gizlice kabullendim.
Ne kadar çok düşünürsem, kafamda olmayı tasarladığım, gururlu, neşeli ve bebeğini coşkuyla bekleyen babadan ne denli uzak olduğumu o kadar iyi fark ediyordum.
Bu yeni durum epeyce canımı sıktı. Benim gibi çocukları gerçekten seven ve çocuk sahibi olmak isteyen biri için bu gibi “olumsuz” duygular barındırmak doğru görünmüyordu.
Kafam karışmıştı ve hayal kırıklığına uğramıştım; e-şimi bu içinden çıkılmaz duruma ortak etmem halinde birbirimizden uzaklaşacağımız korkusuyla, ikilemi kendime saklamaya karar verdim. Bu büyük bir hataydı ve daha da kötüsü, tepkileri olağan dışı, abartılı ve yersiz, nörotik bir baba adayı olduğum sonucuna vardım. Düşündüm ki, eğer baba olmaya karşı bu gibi tepkiler normal olsaydı, şimdiye kadar bir yerde mutlaka duyar veya okurdum.
Kendi psikolojik sağlığımı koruma ve tezim için sağlam bir temel oluşturma isteğim nedeniyle, yerel kütüphane ve kitapçılarda erkeklerin yaklaşmakta olan babalık durumuna tepkileriyle ilgili yayınlar aradım, a-ma bu arama sonuç vermedi. Bebek bekleyen babalara dair bulduğum birkaç bilgi, anne adayı kadınlarla ilgili kitap ve makalelerdeki pasajlardı. Erkek okurlar için hazırlanan bölümler, kadınlar’için hamileliğin nasıl bir-şey olduğunu ve erkeklerin onlara nasıl daha duyarlı ve hassas yaklaşabileceğini anlatıyordu. Hikâyenin iç yüzünü öğrenmeye kararlı olduğum için doğrudan kaynağa; bebek bekleyen babalann kendilerine gitmeye karar verdim.
Sonraki birkaç ayı bebek bekleyen babalarla hamilelik deneyimleri üzerine konuşarak geçirdim. Pek çoğunun hamilelik karşısındaki ilk tepkisi Steve’inkine benziyordu: “Aslında olup bitenlerle ilgili ne hissettiğimden pek de emin değilim. Baba olmaya ilişkin fikirlerim ve duygularım karmakarışık. Kafamın içinde uçuşup duruyorlar, bir oradalar bir burada.” Hamileliklerimiz ilerledikçe, yaklaşmakta olan babalık hakkında neler düşündüğümüzü ve hissettiğimizi daha iyi kavrayabiliyorduk. Kısa süre sonra, bunları ifade ediyor ve birbirimizle rahatlıkla paylaşıyorduk. Her birimizin olanlarla baş etmek için kendine ait fikirleri ve yöntemleri olmasına rağmen, ortaya çıkanlar temelde aynıydı; belirsizlik, kızgınlık, dışlanmışlık, endişe ve umutlu bir bekleyiş.
Herşey bir yana, yalnız değildim. Zamanı geldiğinde nevrotik bir baba değil, sadece hamile bir baba olduğumu farkettim!

Makalenin Kaynağı: İmdat ! Baba Oldum - Jack Heinowitz

Hamilelikte Varisler, Yorgunluk ve Akıntılar

Hamilelikte Varisler, Yorgunluk ve Akıntılar

Hamilelikte Varisler, Yorgunluk ve Akıntılar

GEBELİKTE VARİSLER
Gebelikte varis sıklığında ve eğiliminde artış görülür. Gebelik sayı-’ sının artması, çoğul gebelik fazla ayakta durma, gebelikteki hormonal değişimler varise eğilimi artırır.

Gebelikte varis riski neden artar?
Anne karnında bebek büyüdükçe vücudun alt bölümlerindeki toplardamarlara baskı artar, bu da kirli kanın kalbe dönüşünü güçleştirir.
Gebelikteki progesteron hormonunun düz kaslar üzerine yaptığı gevşetici etki de önemli bir varis nedenidir. Yapısal yatkınlık gebelikte varis eğilimini artırır.
Gebeliğin son aylarında vagina bölgesinde de yaygın çok fazla belirginleşmiş varisler görülebilir, bunlar nadiren doğumu bile engelleyebilir.

Gebelikte varis tedavisinde neler yapılabilir?
Dinlenme, varis çorabı kullanımı, damar elastikliğini artıran bazı ilaçların kullanımı faydalı olabilir.
Varisin cerrahi tedavisi gebelikte planlanmaz.

GEBELİKTE YORGUNLUK
Gebeliğin ilk aylarında progesteron hormonu seviyesinde artışa ve dolasımdaki değişikliklere bağlı olarak yorgunluk, uykuya eğilim, halsizlik, keyifsizlik, hafif depresyon hali normaldir.
İlerleyen aylarda kansızlık, kötü beslenme, aşırı aktivite yorgunluk hissine neden olabilir.
Son aylarda yine kanda bazı maddelerin eksiklikleri halsizlik ve yorgunluğa neden olabilir.
Normalde sağlıklı bir hamilede gebeliğin orta dönemlerinde performans artmıştır ve kadın kendini çok enerjik ve iyi hisseder.
Hamileliğin son üç ayında büyüyen bebeğin baskısına; dolaşımın, solunumun değişimine bağlı olarak yorgunluk hissedilir.

Yorgunluğun tedavisi var mıdır?
Demir eksikliğine bağlı (anemiye bağlı) yorgunluk hallerinde demir içeren ilaçlar kullanılır. Kansızlığın düzeltilmesi, kişinin yorgunluk hissini azaltır. Düzenli beslenme, düzenli uyku, stressiz bir hayat tavsiye edilir. Yine de tüm tedbirlere rağmen hamileliğin ilk aylarında ve son birkaç ayında halsizlik ve yorgunluk fizyolojik kabul edilir.

GEBELİKTE AKINTILAR
Hamilelik döneminde hormonların etkisi ile vaginal akıntıda artış olur. Bu akıntının kıvamı hafif akışkandır, renksiz ve kokusuzdur. Çok hafif sarı renkli olabilir.

Eğer akıntı;
Dış genital organlarda yanma kaşınma ile birlikte ise Kokuluysa
İdrar yaparken yanma ile birlikte ise Vulvada ödem ve eritem varsa
Disparoni (cinsel ilişkide ağrı, yanma) ile birlikte ise enfeksiyon işaretidir.
Tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Hamileliğin büyüklüğüne göre önemli sonuçlara yol açabilir.
Tedavi edilmeyen vaginal enfeksiyonlar erken doğuma ve suların erken gelmesine neden olabilirler.

Tedavide neler yapılabilir?
Vaginal akıntıdan ve rahim ağzından kültür alınarak neden olan mikrop belirlenmelidir. Bazen akıntıdan alman örneğin mikroskop altında direkt incelenmesi de faydalı olabilir.
Kültür-antibiyogram sonucuna göre gebelik döneminde kullanılabilen antibiyotikler tercih edilir.
Yaşam şeklinde değişiklikler, hijyenik tedbirler, cinsel ilişki yasağı da faydalı olur.

Makalenin Kaynağı: Sağlıklı Hamilelik - Dr. Yavuz Furuncuoğlu

Doğurganlığı Arttırmanın Yolları

doğurganlığı artırmanının yolları

doğurganlığı artırmanının yolları

Doğurganlığı artırmak için sizin ve eşinizin yapabileceği bazı basit şeyler vardır:

Hafif egzersizler yapın: Düzenli egzersiz yapmak herkes için yararlıyken kadınların aşırı spor yapması yumurtlama için gerekli estrojen seviyelerini ve ceninin rahme tutunması için gerekli progesteron seviyelerini azaltabilir. Sürekli şekilde yorucu egzersiz yapan kadınların bu tempolarını hafifletmeleri (günde 3 km. yürümek gibi) gerekmektedir. Erkeklerde de çok fazla egzersiz yapmak sperm üretimini düşürebilir. Ayrıca sert bisikletlere uzun süre binilmesi de erkeklerde kısırlığa yol açabilir.

Sıcak suyla duş almayın: Sıcak suyla alınan duşlar, sauna ve uzun süreli buhar banyoları gibi erkeklerin genital bölgelerinin uzun süre aşırı ısıya maruz kalmasının sağlıklı sperm üretimini azalttığı düşünülmektedir.

Besin değeri yüksek ve sağlıklı bir diyet uygulayın : Doğurganlığı artırmada besin değeri yüksek yiyeceklerin tüketilmesi önemlidir.

Vitamin alın: Günlük tavsiye edilen miktarlarda çinko alımının erkeklerin üretkenliği üretkenliğini artırdığını gösteren bulgular vardır. Kadınların günlük olarak 400 mikrogram folik asit almaları gerekmektedir.

Kilo alın: Vücut kitle indeksi 17′den düşük zayıf bir kadınsanız doğurganlığınız daha azdır. Vücut kitle indeksinizi en az 20′ye çıkartacak şekilde kilo almanız doğurganlığınızı da artıracaktır.

Kilo verin: Vücut kitle indeksi 27′den fazla olan kilolu bir kadınsanız, fazla kilolarınız doğurganlığınızı azaltabilir. Vücut kitle indeksinizi 27′nin altına çektiğinizde doğurganlığınız da artacaktır.

Alkolden uzak durun: Kadınlarda orta derecede alkol almak (günde bir içki) bile doğurganlığı azaltabilir, ani düşüklere sebep olabileceği gibi ceninde alkol sendromu oluşturabilir . Erkeklerin üretkenliği günde ikiden fazla içki ile düşebilir. Ama bu konu hâlâ tartışmalıdır.

Sigarayı bırakın: Kadınların sigara içmesi hamile kalma oranını düşürdüğü gibi ölü doğum yapma riskini de artırır. Erkeklerde ise sigara içilmesi iktidarsızlığa yol açabilir

Bitkisel desteklerden uzak durun: Sarı kantaron otu da dahil olmak üzere bazı bitkisel destek ürünleri hem kadınlarda, hem de erkeklerde üretkenliği azaltabilir.

Kullandığınız ilaçları gözden geçirin: Aşağıda adı geçen ilaçlar ve reçetesiz satılan ilaçlar (hem yasal olanlar, hem de yasal olmayanlar) üretkenliğinizi azaltabilir: simetidin, yüksükotu, antidepresanlar, hipertansiyon ilaçları, vücut geliştirme steroitleri, esrar ve kokain.

Stresi azaltın: Stres azaltma teknikleri bazı çiftler için çok faydalı olabilir. Depresyon belirtileri gösteriyorsanız, hamile kalma çalışmalarına başlamadan önce tedavi olmanız gerekmektedir.

ALİCE DOMAR, DOKTOR
BETH ISRAEL DEACONESS TIP MERKEZİ HARVARD TIP OKULU

Makelenin Kaynağı: Aile Sağlığı Ansiklopedisi